TÜRKÇE / DEUTSCH
UNESCO’ya göre anadilim ‘güvensiz durumda’!

Bu duruma üzüleyim mi sevineyim mi bilemiyorum! Derdimi anlatmaya çalışayım: Bilindiği gibi, UNESCO 1999’da, 21 Şubat günü, ‘Uluslararası Anadiller Günü’ ilan etti. İlk kutlama ve etkinlikler, 21 Şubat 2000’de yapıldı. Ardından 2008, ‘Uluslararası Dil Yılı’ ilan edildi. Özellikle de tehlike altındaki dillerle ilgili çok sayıda çalışma yapıldı. Bu arada umut kırıcı, can sıkıcı bir ayrıntı vereyim: Birçok ülkede tehlike altındaki diller için koruma programları yürüten UNESCO'nun, Türkiye için bir dil koruma programı henüz yok!

Türkiye için bir dil koruma programı yok ama, Şubat 2009 içinde, ‘Uluslararası Anadiller Günü’nden hemen önce yayımlanan "Tehlike Altındaki Diller Atlası"nda, Türkiye'de tehlikede olan 15 dile de yer veriliyor. 30'dan fazla dilbilimcinin çalışmalarıyla ortaya çıkan araştırmaya göre Türkiye'de; Hertevin, Gagavuzca, Ladino, Süryanice, Abazaca, Hemşince, Lazca, Pontus Yunancası, Romani, Suret, Ermenice, Abhazca, Adige, Kabar-Çerkes ve Kırmancki olmak üzere, 15 dil tehlike altında.

Abhazca, Adige, Kabar-Çerkes dilleriyle birlikte anadilim Kırmancki/Zazaki için, ‘güvensiz durumda’ tanımlaması ve tesbiti yapılıyor ama öteki 10 kadar dilin kimi için ‘ciddi anlamda teklikede’, kimi için ise ‘kesinlikle tehlike altında’, deniliyordu. Yazıya, ‘üzüleyim mi sevineyim mi bilemiyorum’, diye başlamam bundan. Başka üç dille birlikte, benim anadilim beter, ötekiler beterin beteri koşullar altında!

Anadilimi, altı yaşımdan başlayarak kaybettim. Otuz beş yıl kadar sonra, doğduğum ve büyüdüğüm ülkeden uzaklarda, yeni/ikinci bir vatanda onunla yeniden buluştum. Onu yediden bulduğumda can çekişiyordu; ağır yaralar almıştı, komadaydı! Dünyanın dört bir yanına dağılmış binlerce dildaşım gibi, aklımda kalan kelimeleri, deyimleri, ninnileri, klamları mırıldanarak anadilimin gözlerini aralamasını bekledim. Umudumuz, gayretimiz boşa çıkmadı! Dünyanın dört bir yanına dağılmış binlerce dildaş aynı anda mırıldandık: Şükür, Kırmancki/Zazaki hayati tehlikeyi atlattı!..

Beri tarafta, aslında asıl iş şimdi başlıyor. İlgili kurumun raporunda da vurgulandığı üzere, Kırmancki/Zazaki ‘güvensiz bir durumda. Son on yılda belirgin bir sayıda artarak dünyaya yüzlerce Kırmancki/Zazaki pencere açıldı: Dergi, brosür, alfabe, sözlük, dilbilgisi kitabı internet sayfası, kurs... Şimdi sorun, bu yüzlerce pencereyi, binbir çeşit fırtananın her türlü tehlikesine karşı sağlamlaştırmaktır.

Bu arada bu ‘küllerinden yeniden doğma’ sürecinde çok dikkatli olmamız gerekiyor! Anadilim, yüzyıllarca yıl sonra yeniden doğarken, diller dünyasında yeni ve eskisinden farklı bir şekilde yer alacaktır. Çok sayıda tartışma yaşanıyor. Doğaldır bu. Kimi uzun sürecek bu tartışmaların, kimi gelip geçecek. İçinden geçtiğimiz süreçte, en rağbet edilen tartışma, Kırmancki/Zazaki’nin Kürtçe’nin bir lehçesi mi, yoksa ayrı bir dil olduğu mu? Bu tartışmanın büyük bir ağırbaşlılık içinde, sabır ve sebatla, dilin kendi dışındaki alanların politik, ideolojik, grupsal ya da bireysel çıkarlarına alet edilmeden yapılması gerekiyor.

Benim görüşümü merak ediyorsanız söyliyeyim: Bugüne kadarki araştırma ve çalışmalarımı, kesin bir sonuca varma konusunda henüz yeterli bulamıyorum. Ağırlıklı eğilimim, Kırmancki/Zazaki’nin ayrı bir dil olduğu yönünde. Fakat bu süren bir tartışmanın, devam eden bir araştırma ve bilgilenmenin şu anki fotografı sadece. Her dönem şaklabanlık, ‘aydınca soytarılıklar’ yapanlar hep çok olageldi. Kırmancki/Zazaki konusunda konuşanlar, yazıp çizenler arasında da bu tür insanlardan bir hayli var. Anadilimin göreceği zarar, uğrayacağı kayıplar konusunda ben en çok bunlardan korkarım. Değilmi ki ‘ağacın çürüğü kendindedir’!

On altı yaşımdan beri, ülkemdeki ve dünyadaki eşitsizlikler, haksızlıklar son bulsun; sömürü ve zulüm çarkı artık daha fazla işleyemesin diye sürdürülen mücadelenin neferlerinden biriyim. Bu yüzden yıllarca hapis yattım, saldırılara maruz kaldım, ülkemden ayrılmak zorunda bırakıldım. Ama umutluyum. Ağır yenilgilerimize, affedilmeyecek yanlışlarımıza, büyük eksikliklerimize rağmen ideallerimiz hâlâ tertemiz. Sınıfsız ve sömürüsüz bir dünya ütopyamız, insanlık için her zamankinden daha elzem ve bütün zamanlar için hâlâ bâki.

Eğitimimi Türkçe gördüm. Edebiyat deryasına Türkçe’yle daldım. Yazarak ifade etmenin zevkine Türkçe vardım. Türkçe’yi çok seviyorum. Ama ben anadilimi de geri istiyorum! Çünkü sürgünü, gurbeti önce dilde bitirmek istiyorum. 

(Hüseyin Şimşek, Nisan  2006, Öneri gazetesi)

© huseyin-simsek.com | E-Mail: huseyin.simsek@gmx.at