TÜRKÇE / DEUTSCH
Vatê Zazaki/Kırmancki - Tırki (Bb)
  • babalığ (n) babalık, üvey baba.
  • bacanağ, bacenağ (n) bacanak.
  • baji, boji (n) altkol.
  • bado, badê şimdi değil, sonra. 
  • bakılo, bao “babam/babacık”, “kardeşim”, “dostum” anlamlarında erkek için bir hitap şekli.
  • bali, boli (m) mese palamudu. 
  • balişna (m) yastık.
  • baltıze, boltıze, baldıze (m) baldız.
  • ban, bon (n) ev, bina.
  • bar (n) 1- yük, ağırlık; 2- göç, taşınma.
  • bar kerdene 1- göç etmek, taşınmak; 2- yüklemek.
  • baqıl akıllı
  • bao (n) baba, babam
  • baxçe (n) bahçe
  • bausk, phozık esneme; ̴ amaene esnemek
  • bavo, bavem çok sevilen yakın erkek akraba, babalar ve oğullar için bir hitap şekli.
  • bazar (n) 1- çarşı, Pazar; 2- Pazar günü. 
  • be ile.
  • beaqıl akılsız.
  • bebext bahtsız.
  • bebın dipsiz.
  • bedro, bıros (n) kova.
  • beg bey.
  • belekın (sıf.) alacalı, çizgili.
  • belekiye (m) doğanın kar benekli hali.
  • belengaz sürünür durumda olmak.
  • belıke (m) boğaz, gırtlak.
  • beli (sıf.) belli, açık şeçik.
  • beli biyaene belli olmak, ayan beyan olmak; ~ kerdene belli etmek, işaretlemek.
  • belkiabelko (sıf.) belki.
  • beq/e (n-m) kurbağa.
  • berbaene ağlamak
  • berbi gelin ve damatadayının yakın akrabası kadın
  • berbiş (n) ağlayış.
  • berbiş fiştaene ağlatmak.
  • berbonık (sıf.) ağlak.
  • berdene götürmek.
  • bereket (n) 1- bereket, zenginlik, refah; 2- çok şükür.
  • berjin (n) baş konulan yastık, yastığın yataktaki işlevsel hali.
  • bereqiyayis (n) parıltı, parlama.
  • bereqiyaene parlamak, parıldamak.
  • berx/e (n, m)  ilk gözağrısı, ilk çocuk.
  • berz (sıf.) yüksek; ~ biyaene kaldırılmak; ~ kerdene kaldırmak, yükseltmek.
  • bese kerdene yapabilmek, elinden gelmek.
  • beso (sıf.) yeter.
  • betırperarey (sıf.) dört gün öncesi.
  • betırperar (sıf.) evelsi (iki önceki) yıl.
  • bext (n) baht.
  • bezne, bejne (m) boy pos, şekil şemal.
  •  -suz, -sız, -süz anlamı katan önek. Tı bê çutır mı sona dewe?(Bensiz nasıl köye gidersin.)
  • bêbextiye (m) hainlik, hayırsızlık, sinsilik.
  • bêcıke (m) parmak. Bêcıka pile başparmak, ~ musnaene işaret parmağı, ~ wertêne orta parmak, ~ niştaney yüzük parmağı, ~ qıckeke küçük (serçe) parmak.
  • bêheq Allahsız, haksız.
  • bêkar (sıf.) işsiz; bêkar u bêgure işsiz güçsüz.
  • bêkes (sıf.) kimsesiz, garip.
  • bênamuşiye (m) namussuzluk.
  • bê pi u be maê (sıf.) yetim.
  • bêqısawete (sıf.) gamsız, kedersiz, sakin, huzurlu.
  • bêr (n) meni.
  • bêserm utanmaz, arlanmaz, yüzsüz.
  • bêvac sedasız.
  • bêveng (sıf.) sessiz; bêveng u bêvac sessiz sedasız.
  • bıjek/e (n) korut, keçi yavrusu.
  • bıko “oğul” anlamında sesleniş, hitap.
  • bılıbıl/e (n, m) bülbül.
  • bımbarek (sıf.) 1- kutsal; 2- şenlikli, mutlu olma hali.
  • bımbarek biyaene 1- kutsal olmak; 2- kutlu olmak; ~ kerdene 1- kutsamak, 2- kutlamak.
  • bın dip, alt; ̴ hermi koltukaltı
  • bınê hermi, bınê çeng  (n) koltukaltı.
  • bınê ra dipten, kökünden.
  • bıra (n) erkek kardeş.
  • bırak (n) eş aldatma anlamında “dost” tutulan kişi.
  • bıraken dost tutma.
  • bıraken kerdene dost tutmak, eşini aldatmak.
  • bıraten (m) kardeşlik.
  • bırr (n) orman.
  • bırriyaene 1- “bitmek”, “durmak” anlamında kesilmek; 2- “parçalara bölünmek” anlamında kesilmek.
  • bırrnaene kesmek, durdurmak, keserek bölmek ve parçalamak.
  • bızangi (m) kirpik.
  • bıze (m) keçi.
  • bızek/e (m) keçi yavrusu, korut.
  • bızereki (m) sacda kavrulmuş şerbetli buğday yemişi.
  • bilete (m) bilet.
  • bin öteki, başka, diğeri.
  • birro (sıf.) öbür gün (yarın değil).
  • biyaene 1- olmak; 2- doğmak, dünyaya gelmek; 3- mümkün olmak.
  • biyene olmak.
  • boe (m) koku.
  • boe kerdene koklamak; ~ vetene koku çıkarmak.
  • bom/e (n, m) aptal, geri zekalı.
  • bon (n) ev, dam.
  • bot, dot öte.
  • bover öte yaka.
  • boveren öte yakada olan.
  • buriye, buriy (m) kaş.
© huseyin-simsek.com | E-Mail: huseyin.simsek@gmx.at