TÜRKÇE / DEUTSCH

Hep yeniden başlar gibi...

Hayat var hayat içinde ve insan hayatının öyle keskin, öyle köklü dönüşüm ve değişimler içeren aşamaları vardır ki insanın onlara “aynı ömrün merhaleleri” diyesi gelmez. Böyle aşamalarda insan, hayatın yeniden başladığı kanısına kapılır. Yani her hayat, belli aralıklarla hep yeniden başlar.

Dilin gurbetinden hapishaneye: Birinci hayat!

1962-1968: 1962 yılında, Erzincan’ın Tercan ilçesine bağlı Kursan köyünün Yavanenci mezrasında doğdu. Ahmet-Gülüzar Şimşek çiftinin ilk çocuğuydu. Henüz iki buçuk aylıkken, babası İstanbul'da geçirdiği vinç kazası sonucu yaşamını yitirdi. Ne baba oğlunu, ne oğul babasını görebildi.

1968-1977: Yaşadıkları mezrede okul olmadığı için, büyükbabasının köyü olan Pelegöz'de ilkokula başladı. Bir yıl kayıtsız devam etti. Sonraki yıl yedi yaşına basınca artık o da resmen öğrenciydi. Köy okulundaki eğitim, dördüncü sınıfa kadar devam etti.

1972-1976: 1972'de Tercan’da parasız yatılı bir okulun hizmete girmesiyle, dördüncü sınıftan itibaren burada sürdürdü eğitimini. Parasız Yatılı'nın ortaokul bölümüne devam ettiği yıl, ailesi İstanbul’a göç etti. Hayır, böylece yatılı okul macerası sona ermedi; tatillerde İstanbul’a gidiyor, okullar açıldığında yine "yatılı"ya, Tercan’a dönüyordu. Ne zaman ki 1976'da ortaokulu bitirdi, o zaman kesin olarak ailesinin yanına döndü ve İstanbul Tuzla Lisesi’ne kaydoldu.

Edebiyat bölümüne devam ettiği liseyi bitireceği yıl, yani 197'da girdiği üniversite sınavında, istediği bölümleri tutturamadı. Önkayıtla öğrenci alan İzmit Yüksek Okulu Muhasebe Bölümü’ne kaydını yaptırdı ama okula devam etmedi. Hesabı, sonraki yıllarda gazetecilik veya edebiyat bölümleri için şansını tekrar denemekti.

1980-1985: 12 Eylül 1980 günü Türkiye’de darbe yapılınca, aktif siyasi faaliyet içinde bulunan bütün gençler gibi hesapları alt üst oldu. 25 Mart 1981 günü gözaltına alındı. 111 günlük bir gözaltı süresinin ardından tutuklanarak Metris Cezaevi’ne kondu. İllegal marksist bir partinin bölge yöneticisi olarak yargılanmak üzere, toplu bir davanın kapsamına alındı. Yaklaşık beş yıl sonra, 15 Ekim 1985 tarihinde, yargılanmasına tutuksuz devam edilmek üzere serbest bırakıldı. Dava sonunda, 6 yıllık ceza aldı. Aldığı cezaya göre, yatması gerekenden çok fazlasını yatan binlerce gençten biri olarak, yeni bir hayata başladı.

İlk gazetecilik ve yazarlık yılları: İkinci Hayat!

Okumak istiyordu, ama askerlik sorunu vardı. Üniversite kışladan, kışla üniversiteden belge bekledi durdu. Askere gitmedi, üniversiteden de umudunu kesti. Gazeteci ve yazar olmak istiyordu. Üniversite yolu kapalı olduğuna göre, bunun için başka kapılar aralamalı, başka yollar bulmalıydı. Ne de olsa, yüksek öğrenim yapması gereken yıllar hapiste geçmiş gitmişti!

1986: Metris’te olup bitenleri anlatmak üzere, İletişim Yayınları’nca çıkarılan haftalık haber dergisi Yeni Gündem’i ziyaret etti. Burada tanıştığı Kürşat İstanbullu ve Belma Akçora ile mesleğe olan eğilimini paylaştı ve onlardan, yeni yayımlanacak haftalık bir haber dergisinde şansını deneme önerisi aldı. Böylece 1986 sonbaharında, 2000’ne Doğru dergisinde muhabirliğe başladı.

1987: İlk edebi eseri olan ‘Ayrımı Bol Bir Yol’ adlı romanı, Belge Yayınları arasında çıktı.

1988: Ekim ayı itibariyle bu yılın sonuna kadar, gazetecilik mesleğini haber dergisi Nokta’da, Gülay Göktürk’ün yönetimindeki Toplum-Yaşam Servisi’nde sürdürdü.

1989: Aylık politik dergi Yeni Demokrasi’de çalışmaya başladı. Aynı yılın sonbaharıda, üç aylık bedelli askerlik dolayısıyla gazeteciliğe ara verdi.

1990: Aylık politik dergi Komün’ü çıkaranlar arasında, yayın yönetmeni olarak yer aldı. 1 Mayıs 1990 gösterilerinde, Şişhane’de çıkan olaylarda ağır yaralandı. Taksim İlk Yardım Hastanesi’ınde ‘tedavi ve gözaltı’na alındı. 11 günlük tedaviden sonra, sorgulanmak üzere, İstanbul 1. Şube’ye götürüldü. İki gün içinde tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Bu davadan beraat etti. Karşı dava talebi, mahkeme heyetince kabul görmedi. 

Aynı yıl, bir araştırma olan ikinci kitabı yine Belge Yayınları tarafından yayımlandı: Hapiste Doğanlar!

1991: Yine Belge Yayınları, Şimşek’in Eylül Şifresi adlı ikinci romanını sundu okurlarına.

1992: İlk şiir kitabı olan Sömürge Kentlerin Aysız Geceleri, Alan Yayınları tarafından basıldı.

Aynı yıl, Haziran 1992’de, 160 yazar ve aydınla, ‘barış çağrısı’ yapılan bir dilekçeye imza attı. Haklarında toplu dava açıldı. Dava haberini, bir aylığına tatil/aile ziyareti için Avusturya’dayken gazetelerden öğrendi. Türkiye’ye dönüp, yeni yayın hayatına başlayan günlük Özgür Gündem gazetesine dışardan (telifle) yazmaya başladı. Bu, gazetenin bombalandığı güne kadar sürdü.

1993: 1 Mayıs 1993’te Aziz Nesin’in yönetiminde günlük Aydınlık gazetesi çıktığında, yüzü aşkın yazarı arasında Hüseyin Şimşek de vardı. Bir yıl sonra, Nesin’in çekilmesiyle farklı bir yayın çizgisine oturan ve haftalık periyoda geçen Aydınlık’tan ayrıldı.

1994-95: Bu yıllar arasında, uzun bir işşizlik dönemi başladı. Sırasıyla, dönemin haber dergileri Yankı, Yön, Aktüel ve Tempo’da telifle yazdı. Yurt FM ve Umut Radyo’da programlar hazırlayıp sundu. 1995 sonbaharında, Türkçe-Kürtçe onbeş günlük gazete Jiyana Nu’da haber müdürü, onu takip eden Roj’da ise yayın yönetmeni olarak çalıştı.

1994 yılında üçüncü romanı olan Kızılötesini İstiyorum adlı eseri, Yön Yayınları’nın kitapları arasına girdi. 1995’te ise, Ateş İnsan adlı ikinci araştırma kitabı çıktı. Kitabı Alan Yayınları bastı.

1996: Ocak ayıdan itibaren Mecit Ünal, Emine Başa, Mustafa Köz, İlkay Örnek, Sefa Fersal, Sevil Kuvan, Nihal Keçe'nin de aralarında bulunduğu bir grupla Maskesiz adlı dergiyi çıkardı. Maskesiz dergisi iki yıl içinde 10 sayı yayımlandı ve son sayısı Ocak 1998 yılında çıktı. Farklı bir deneyim ve klasik yayından çok uzak olan Maskesiz, diğer yazanları gibi, Şimşek'in yaşamında da ayrıcalıklı bir yere sahip.

Aynı yıl, 1 Ocak günü yayımlanmaya başlanan günlük Demokrasi gazetesinde, Toplum Yaşam Servisi’ni kurarak yönetti. Haftalık makaleler yazdı. Aynı dönemde, Tuğrul Eryılmaz’ın yönetimindeki Radikal II’ye de yazı verdi.

1997: Hürriyet Grubu’nun çıkardığı günlük gazete Yeni Ufuk’un yazıişlerinde görev aldı. Gazete üç ay içinde kapanınca tekrar işsiz kaldı. Bir süre sonra, Yön FM adlı yerel İstanbul radyosunda, ‘Aykırı Yön’ ve ‘İnsan Atlası’ adlı iki program hazırlayıp sundu.

1998: On yılı aşkın gazete, dergi ve radyo gazeteciliğinden sonra, 1998’in sonbaharında yayınevi alanına geçti. Kadıköy’de bulunan, Alkım Yayınları’nda editör olarak işe başladı. Hakkında açılan basın davalarının tümünden beraat etti, ama ceza alma ihtimali güçlü olan bir dava vardı: 1992’de açılan dilekçe davası.

Sürgünlük ve iltica yılları: Üçüncü Hayat!

2 Mayıs 1998 günü Avusturya’ya uçtu ve iltica başvurusunda bulundu. Üç ay kadar sonra, dilekçe davasından 1 yıl hapis, 10 milyon para cezası kararı çıktı.

1999: Ocak 1999 tarihinde, Viyana’daki bir grup Türkiye göçmeniyle, Öneri adlı aylık dergiyi çıkarmaya başladı. Dergi, iki yıl boyunca 18 sayı yayımlandı.

2000: 18 Ocak 2000 tarihinde, iltica talebi kabul edildi; Avusturya’da oturma ve çalışma haklarına kavuştu. Farklı derneklerde tiyatro, şiir ve müzik gruplarını çalıştırdı, saz kursları verdi.

2001: İki yıl boyunca, Avrupa’da yayımlanan günlük Özgür Politika gazetesinin kültür-sanat sayfasında, haftada bir makaleler yazdı. Aynı gazetenin ‘Ek’ adlı haftalık dergisinde deneme türü yazılarına yer verildi. Farklı alanlara yönelik dizi yazılar hazırladı. Aynı yıl, Avusturya’ya yerleştikten sonra, Türkiye’de yayımlanan ilk kitabı, Yüzünüz Karşı Duvar adlı şiir dosyası oldu.

2002: Viyana Belediyesi’ne bağlı faaliyet yürüten Viyana Entegrasyon Fonu’nun Türkçe yayını Viyana Postası adlı derginin teknik işlerini yaptı. Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun aylık dergisi Canlar’ın yazı ve teknik işlerini üstlendi.

2004: Şubat 2004’te, Öneri adlı yayını, bu kez aylık gazete format ve içeriğiyle, yeni bir kadroyla çıkardı. Bu işini, 10 yıl sürdürdü.

2005: Roman olarak dördüncü, kitap olarak sekizinci eseri olan Bu Nasıl İstanbul, Peri Yayınları kuruluşu olan ‘Berceste Kitap’tan çıktı.

2007-09: Öneri gazetesinin yanı sıra, televizyon gazeteciliğine de adım atarak Yol Tv’nin Avusturya Temsilciliği’ni üstlendi. 2007-2009 yılları arasında, ‘Panorama Avusturya’ adlı programı hazırlayıp sundu.

2010-11: Öneri gazetesini, başka bir ekibe devretti. Yol Tv’nin Avusturya Temsilciliği’ni de bırakıp, aynı kanala, yapımcılığını Hallac Medien'in üstlendiği Tanıklar Arasında adlı bir dosya program hazırlayıp sunmaya başladı. Halen bu işini sürdürüyor.

Almanca'daki ilk eseri ise, 2010'de Hallac Verlag tarafından yayımlanan En Güzel Yazarak Ölünür (Schreibend stirbt man am Besten) adlı şiir dosyası oldu.

© huseyin-simsek.com | E-Mail: huseyin.simsek@gmx.at